
Yanıkkale Evi
Uçhisar’da yer alan Yanıkkale Evi, kaya oyma mekanlar ile taş örgü yapıların bir arada oluşturduğu özgün geleneksel konut dokusunun karakteristik örneklerinden biridir. Yapının topografya ile kurduğu ilişki; kaya yüzeyleri, taş duvarlar, kemer ve tonozlar, nişler, ahşap elemanlar ve farklı kotlarda gelişen mekansal organizasyon üzerinden okunmaktadır. Yapının restorasyon sürecinin temelini, mevcut durumun ayrıntılı olarak belgelenmesi ve özgün mimari özelliklerinin ortaya konulması oluşturmuştur. Rölöve çalışmaları ile farklı kotlarda gelişen mekanlar, kaya ve taş yüzeyler, tonozlar, kemerler, nişler ve geleneksel yapı elemanları birlikte değerlendirilmiştir. Alt kotlarda kaya ile bütünleşen geçiş ve depo mekanları ile taş tonozlu hacimler; üst kotlarda ise yaşam alanları, mutfak, yatak odaları ve servis birimleri yer almaktadır. Restorasyon kararları, yapının özgün konut karakterinin korunması ve günümüz yaşam ihtiyaçlarının mevcut doku ile uyum içinde karşılanması doğrultusunda geliştirilmiştir. Yeni kullanımın gerektirdiği ıslak hacim, teknik altyapı ve servis ihtiyaçları, özgün kaya ve taş yüzeylere mümkün olduğunca az müdahale edilerek çözümlenmiş; minimum müdahale, geri dönüşlülük, ayırt edilebilirlik ve malzeme uyumu esas alınmıştır. Farklı kotları birbirine bağlayan geçiş holleri ve merdivenler, yapının topoğrafik karakterinin bir parçası olarak korunurken; yaşam alanları, yatak odaları ve diğer kullanım birimleri bu özgün mekansal yapı içerisinde yeniden ele alınmıştır. Doğal taş döşemeler, taş tonozlar, kaya yüzeyleri, ahşap tavanlar, taş merdivenler ve geleneksel yapı detayları, yapının sürekliliğini sağlayan temel unsurlar olarak değerlendirilmiştir. Taş merdivenlerle ulaşılan teras ve balkonlar da yapının çevresi ve topografya ile kurduğu ilişkinin devamını oluşturmuştur. Yanıkkale Evi, geçmişten gelen mimari karakterin korunması ile günümüz yaşam koşullarının gerektirdiği konfor arasında denge kuran bir yeniden kullanım örneğidir. Yapının özgün niteliğinin korunarak yeniden konut olarak yaşama kazandırılması, fiziksel müdahalenin ötesinde kültürel ve mekansal sürekliliğin yeniden kurulmasını hedeflemektedir.